eleştiri felsefe

KUMKURDU

By

Yetişkinlerin Okuması Gereken Çocuk Kitapları

Asa Lind’in Kumkurdu[1] adlı eseri felsefi, psikolojik ve edebî açıdan zengin içeriği ve derinliği ile dikkat çekiyor. Kumkurdu, çocuklar için felsefe üreten, felsefi düşünmeyi öğreten ve felsefi açıdan “sorun”lar oluşturan bir eser. Kitap aynı zamanda çocuğu tanımaya, çocuğu kendine tanıtmaya, çocuğun varlıkla, insanlarla ve kendisiyle ilişkisini yansıtmaya çalışmakta. Edebî yönden hem dil ve üslubu hem de modern edebiyat anlayışları ile ilişkisi bakımından başarılı görünüyor.

Eserin, Batılı bir yazarın elinden çıktığı ve pedagojik, felsefi konularda bizim için farklı, rahatsız edici, çocuklara sunarken belki dikkatli olmayı gerektirici bir niteliğe sahip olduğunu da belirtmekte yarar bulunuyor. Değerlendirmemizde bu kültürel farklara işaret etmeye çalışarak metni çok yönlü olarak eleştirmeye çalışacağız.

Öz

Kumkurdu, Zackarina adlı küçük bir kız çocuğunun, onun hayali kahramanı Kumkurdu ve anne-babasıyla yaşadığı günlük olayların kısa hikâyelerle anlatılmasından oluşuyor. Zackarina, anne ve babasıyla yaşıyor. Kardeşi ve bir arkadaşı yok. Deniz kenarında bir evde yaşadıkları için sosyal çevrelerinin de çok sınırlı olduğu anlaşılıyor. Annesi çalışıyor; bir iş kadını, her sabah evden erkenden ayrılıyor. Babası bir ev erkeği; evin işlerini yapmakla birlikte, kitap okuyup masa başı işlerde çalışan biri. Hayalperest, oyuncu ve utangaç bir çocuk olan Zackarina’nın, bu ev ortamında temel sorunlarından birinin yalnızlık olduğu söylenebilir.

Anne ve babasının, onu yalnız bıraktığı bir gün Zackarina, Kumkurdu ile tanışıyor. Kumkurdu, dış görünüşü köpekle kurt karışımı bir varlığa benziyor. Kumkurdu, ilk kitapta hayali bir arkadaş olarak ortaya çıkıyor. Felsefi, psikolojik ve diğer birçok açıdan Zackarina’nın kendini tanımasına yardım ediyor. Bir hayvan olmaktan çok zaman ve mekân sınırı olmayan gizemli, fantastik ve “üstün” güçleri olan bir yetişkin. Kitabın çocuk kahramanının ürettiği bir hayali kahraman olamayacak kadar, ancak bir yetişkin tarafından tasarlanabilecek bir kahraman olduğunu söylemek gerekiyor.

Kumkurdu çocuk duyarlılığını yitirmemiş, çocukla iletişim dili geliştirmiş bir yetişkin profili de yansıtıyor. Zackarina’nın Kumkurdu ile ilişkisinin sürreel bir hâl aldığı oluyor. Özellikle ikinci ve üçüncü kitapta Kumkurdu ateşi söndürmek gibi bazı fiziki olaylara da müdahale ediyor. Kumkurdu’nun kim olduğuna ilişkin kitapta verilen cevaplardan biri onun oyun oynayarak var olduğu şeklinde (Kumkurdu, s.23). Burada Kumkurdu nasıl var olduğunu açıklarken ‘taşların seyahati’ metaforuyla çocukların varoluşsal sorgulamalarına da yardımcı olmaktadır. Zackarina da böylece nasıl varolduğu konusunda zihninde bir senaryo oluşturmuş oluyor.

Çocukların hem gündelik hem de yazılı hayatta maruz kaldıkları durumların başında onların çocuk olduklarının unutulması, göz ardı edilmesi gelmektedir. Yetişkinler için anlamlı, değerli, eğlenceli, yararlı olan şeylerin çocuklar için de geçerli olması gerektiği şeklinde bir düşünce hâkimdir. Bu bir çeşit körleşme ve kelimenin etimolojik anlamı açısından zulmet yani bir karartmadır, çocuğu karanlığa itmedir.

Başta söylemek gerekirse yazarın başarısı çocuğa has bir dünyanın varlığını keşfetmesidir. Bu dünya her bölümde, her hikâyede ayrı bir yanı ile tanıtılmaktadır. Şunu da söyleyelim; yazar sanki “çocuğun dünyası budur” demek ister gibi aslında bir katalog çalışması yapmıştır. Üç kitap boyunca onlarca hikâye çocuğun dünyasının üst üste yığılma çabasını ben böyle yorumluyorum. Örnek verme yöntemi tanımlama çabasının bir ürünü olmalıdır. Kitabın üslubu bu mesajı çıkarmamıza imkân tanımaktadır.

Hayali Kahraman Çocuk İlişkisi

Yazar, çocuğa has bir dünyanın varlığına hayali bir kahraman ile çocuk arasındaki ilişkiyi eserin merkezine taşıyarak dikkat çekmektedir. Çocuk için oyun gibi bazen bir oyunun parçası olarak hayali kahramanlar vaz geçilmez unsurlardandır. Bu kitapta da esere adını veren ve ana karakterlerden biri olan Kumkurdu aslında diğer ana karakter olan Zackarina’nın hayali kahramanıdır.

Çocuk için oyun hayatın en önemli unsurlarından biridir. Sadece bir eğlence, vakit geçirme aracı değildir. Çocuk dünyasını anlamak isteyen yetişkinler, öncelikle bunu fark etmelidirler. Oyun, çocuğun dünyayı anlamlandırma çabasıdır. Anne-baba, insanlar, ev, eşyalar onun çevresini kuşatan varlıklar oyunlar içinde çocuğun özgürce tasarımıyla mimari bir bütünlük kazanır. Oyun içinde çocuk, soyut ve hayali bir dünya kurarken böylece çevresini tanır, yeni bilgiler edinir, eğlenir, bir şeyler kurar, inşa eder, sorunlarla karşılaşır, bunları çözer. Çocuk için oyun, hayatın bir izdüşümüdür. Çocuk bu kurmaca dünyada sıkça hayali varlıklarla temas kurar. Çocuğun hayali varlıklarla ilişkisi edebiyatçılar için bulunmaz bir kaynaktır. Edebiyat eserleri, çocukların hayali varlıklarla ilişkisini anlatarak kendine derinlik ve zenginlik katar. Kurmaca bir gerçeklik, fantastik bir dünya oluşturma konusunda sanatçılar, edebiyatçılar çocuk dünyasından sıklıkla yararlanırlar. Asa Lind de bu yazarlardandır.

Çocuğun dünyası, yetişkin dünyası gibi kurulu, düzenli değildir. Bu düzenin kurulması çocuğun yetişkin olması ile tamamlanır. Zackarina için, dolayısıyla çocuklar için de anne babasının davranışlarının birçoğunu anlamlandırmak kolay değildir. Bunların başında çalışma meselesi, iş sorunu gelmektedir.

Herkes Çalışıyor Yalnızca Çalışıyor başlıklı ve kitabın daha ikinci bölümünde çalışma meselesi konu edilmektedir. Burada Zackarina’nın iş-çalışma sorununa nasıl baktığı yansıtılarak, çocuk dünyasına ilişkin bazı saptamalar yapmak mümkün kılınmıştır.

Zackarina, çalışan bir anne ve “ev erkeği” bir babanın tek çocuğudur. Annesi sabah erkenden işe gittiği, babası da birtakım ev işleri ve meşguliyetleri olduğu için ebeveyni ile çoğu zaman birlikte vakit geçirememektedir. Böyle bir sabah Zackarina, Kumkurdu’na bu durumdan dolayı şöyle hayıflanır: “Çalışıyor da çalışıyorlar, hiç kimsenin bir şey yapmaya vakti yok!” (Kumkurdu, S. 14).

Bunun üzerine Kumkurdu çalışma konusuna çocuğun nasıl baktığını ve aslında nasıl anlamlandırdığını yansıtır. Bu bölüm kitabım en dikkat çekici sayfalarındandır. Buna göre Kumkurdu, kendisinin dünyanın en ağır işini yaptığına Zackarina’yı ikna etmeye çalışmaktadır. Kumkurdu’nun işi “hiçbir şey yapmamak”tır. Bunu Zackarina’nın da tecrübe etmesini isteyen Kumkurdu; insanın hiçbir şey yapmadan duramayacağını da göstermiş olur. Bir süre hareketsiz, hiçbir şey yapmadan duran çocuk çalışma konusunun zorunluluğu konusunda kendince bir fikir edinmiş olur. Bölümün sonunda anne ve babasına hiçbir şey yapmama deneyimi yaşatan Zackarina, ebeveynlere de sürekli bir iş girdabının içinde bulunduklarını göstermiş olur. Durmayı, dinlemeyi ve modern işlilik hâlinin ebeveynleri sürüklediği zorlukları fark ettirmiş olur.

Kumkurdu kitabında çocuğun iş ve çalışmaya bakışı ile aslında iş ve çalışmanın yetişkinler için ne anlam ifade ettiği de gösterilir. Buna göre yetişkinler için “iş” sorgulanamayan, kabul edilmiş; karşılığında zaman, eğlenme, ibadet ve aile gibi fedakârlıklar, bedeller ödenen bir şeydir şeklinde yorumlanabilir. Burada şu soru akla gelir; yetişkinlerin çalışarak elde ettikleri şey ödedikleri bedelden daha mı değerlidir?

Zackarina’nın bir hayali kahramanla kurduğu ilişkinin boyutları ve iş-çalışma konusuna bakışı üzerinden çocuk dünyasının özgün, özel, biricik yanı işaret edilmiş olur.

Çocuk ve Felsefe

İş-çalışma konusunda verilen mesajlardan biri de insanın bir işle meşgul olarak var oluşuna anlam katan bir varlık olduğu şeklinde, felsefi niteliktedir. Kumkurdu’nun başarılı bir başka yönü soyut ve felsefi konuları çocuğun dil ve anlayış seviyesinde işleyebilmesidir. Bu felsefi konuların başında varoluşla ilgili olanları gelmektedir. Çocuğun kimlik gelişimi açısından önemli olan bu konular her çocuğun gündeminde midir? Bu konularla ilk defa tanışan çocuklar için ne anlam ifade etmektedir? Ebeveynler bu konularda çocuklarına nasıl yardımcı olabilir? gibi soruları yetişkin okurların gündemine sokan kitap, çocuk dilini en zor konularda da yakalaması açısından önem arz etmektedir.

Dilin oluşumu, gelişimi (Kumkurdu, s.41), varlıkların başlangıç ve sonu, zaman, ölüm, uzay, gökyüzü (Kumkurdu, s.96) gibi konularla genişleyen felsefi-soyut tema yelpazesi açısından kitap, felsefe-çocuk ilişkisi üzerine kurulmuştur.

Bununla birlikte kitabın içerik açısından en sorunlu kısımları bu bölümlerdir. Eserde, çocuğun dilini yakalama konusunda başarılı bir seviye yakalanmakla birlikte, soyut ve felsefi konulara getirilen açıklamalar açısından ciddi bir kültürel fark ortaya çıkmaktadır. Özellikle “evrendeki hiçbir şey yok olmaz” (Kumkurdu, s.64) gibi açıkça görüşlerini belirttiği bazı kısımların Müslüman dünya ve ahiret tasavvuruna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Hakeza zaman, ölüm gibi konularda da paradigma farkı dikkat çekmektedir.

Bisikletli Tatil Fotoğrafları bölümünde (Daha Fazla Kumkurdu), basit bir gündelik sorundan hareketle çocukların yaşadığı felsefi sorunlardan birine değinilmektedir. Zackarina, o dünyaya gelmeden önce anne ve babasının çektirdiği fotoğrafta yer almayışını yalnızlık ve var olma meselesini anlayamama duygusuyla sorun edinir. Çocukların dünyaya nasıl geldikleri ile ilgili sorularına benzer sorgulamalar karşısında babası cevap vermekten kaçar. Bu durumu, Kumkurdu kendi varoluşu üzerinden örneklendirerek Zackarina’nın anlamasını kolaylaştırır. Buna göre Kumkurdu, önce kor bir ateş, sonra patlayarak yeryüzüne çıkan bir volkan ve sonra taş olmuştur. Taş hâlinde rüzgârla ve suyla oynayarak şimdiki halini almıştır. Bu açıklama varoluş konusunda yazarın kendi kültürel iklimi içinde ortaya koyduğu bir örnektir. Zackarina bu örnek varoluş modelini alarak, kendince bir senaryo geliştirerek varoluşsal sorununa bir cevap bulur ve fotoğrafta yer almayışını anlamlandırır. Yazar, burada ve eserin birçok yerinde soyut-felsefi konuları açıklamak için somutlaştırma yöntemine başvurmaktadır. Bir başka bölümde, evrenin sonu konusunda da sosis örneğini vermektedir. Lind, “hiçbir şey işi oyunu” kısmında olduğu gibi burada da “taşların seyahati” metaforuyla bir somutlaştırma yapmaktadır.

Kumkurdu’nun böylece soyut-felsefi konuları çocukların diline hitap eden bir üslup içinde sunmayı başardığını belirtmek gerekir.

Bir Ağaç Yaprağındaki Şiir

Üç kitaplık bir seri olan Kumkurdu’nun edebî yönü üzerinde de durulmalıdır. Kitap, çocuk dünyasına has bakış açısını ifade edebilecek bir dil ve üslup geliştirmiştir. Çocuk bakış açısı, olaylar dış odaklayım yöntemi ile yansıtılarak korunmuştur. Eser, gündelik konulardan, felsefi sorulara kadar her temayı bu dil frekansı içinde yansıtabilmiştir.

Kitabın bölümler hâlinde kurgulanması çok farklı konulara girme, ele alınan konularda da iktisatlı davranma olanağı sağlamıştır. İlk iki kitap yaz mevsiminde başlayıp sonbaharda bitmektedir. Bütün kitaplar aynı cümleyle “Zackarina anne ve babasıyla birlikte deniz kıyısında bir evde yaşıyordu” şeklinde başlamaktadır. Hacimli ve uzun bir eser olan kitap üç ayrı parçaya bölünmüş gibidir. Ciltler ve bölümlerin kurgulanmasında çok sınırlayıcı bir ölçü görülmediğinden bazı bölümlerin başka ciltlerde yer bulmasının çok muhtemel göründüğü söylenebilir. Her bölümde gündelik hayattan bir sorunla karşılaşan Zackarina, bunları izdüşüm olan örneklerle çözer. Zackarina’nın çocuk bakıcısı ile kalacak olması Kumkurdu’nun melek bakıcısı olması, Zackarina’nın “dırdır etmesi”, saksağanın “dırdır etmesi” gibi özdeş durumlarla karşılaşılması ile çözülür. Yazar bu yönteme kitap boyunca sıkça başvurur. Bölümlerin kısa ve sık sık diyaloglarla canlı tutulması, hızlı bir akış sağlamıştır.

Kumkurdu kitabı şiir türünün imkânlarından da yararlanır. Ana karakter Kumkurdu’nun “Bitmiş Bir Kum Şatosuna” şiiri ve “Bazı yıldızlar suyun içinde oynar/ Bazıları da gece gökyüzünde parlar” gibi yazdığı dizeleri yanı sıra kitap şiirin ne olduğuna ilişkin fikir veren kısımlar barındırır. Daha Fazla Kumkurdu kitabının “Sonbahar Yaprağı” bölümü edebî anlatımın nasıl olduğuna örnek gösterilebilir. Bu bölümde; “Kumkurdu gerindi ve […] ‘Ben dedi, ben öykümün ta kendisiyim’. […] ‘Hikâyeler, uydurmacalar, masallar… hepsinin kaynağı benim’ dedi. ” (Daha Fazla Kumkurdu, s. 100) gibi ifadeler yer alır. Kumkurdu ve Zackarina bu bölümde kuru ağaç yapraklarını hayallerinde canlandırarak onları çeşitli masal kahramanlarına benzetirler. Bu benzetme, teşbih uğraşı edebî eseri ortaya çıkaran dolaylı tutumun gösterilmesi hatta öğretilmesidir. Asa Lind okura, Kumkurdu da Zackarina’ya sanatsal dolaylı tutumu öğretir. Zackarina bu sahnede ailesinin yanına dönünce kuru bir yaprağı tutarak “Bakın! dedi. ‘Bir masal buldum’” der. Bu sahne edebiyatın hatta sanatın ne olduğunu gösteren çok güçlü bir örnektir. Zackarina daha sonra bu yaprağı eline alarak çeşitli masallar anlatmaya başlar. “Şşşşt, dedi Zackarina. Dinleyin. Yere oturdu, yaprakları halının üzerine yaydı ve anlatmaya başladı: ‘Bir zamanlar deniz kenarındaki bir evde yaşayan bir kız vardı.” (Daha Fazla Kumkurdu, s. 102).

Kitabın giriş cümlesiyle metinlerarası bir bağ kuran bu örnekte olduğu gibi iç içe hikâyelerle Kumkurdu, üstkurmaca özellikler yansıtır. Bu örnekler metnin katmanlı bir yapıda kurguladığını gösterir.

Kumkurdu, çocuklara felsefi, psikolojik ve edebî açıdan birçok şey söylüyor. Kitabın, başarısı da çocukların bunları duyduğuna inanmasından kaynaklanıyor aslında. Çocuklarla konuşmayan, onları düşünmeyen, anlama kapasiteleri yetersiz gören bir anlayışa bunları izah etmek zor. Kumkurdu, tabii ki kültürel farklarımızdan kaynaklanan sorunları açısından eleştirilmeli ama önce yetişkinler olarak şu çocuk denen varlığı anlama konusunda kitabın imkânlarından yararlanalım isterseniz.

*Zafer Özdemir (Dr), Kumkurdu; Yetişkinlerin Okuması Gereken Çocuk Kitapları, Dil ve Edebiyat Dergisi, sayı 121, Ocak, 2018, s. 43-47.

[1] Asa Lind, Kumkurdu, Pegasus Yayınları.

You may also like

Comments (2)
  1. Fatma Tutak 5 ay ago

    Eleştiri yazılarınızdan dolayı tebrik ederim.
    Kitabın ilginç fakat bir o kadar da batılı çocuklar arasında yaygın olarak karşılaşılan bir konuya temas ettiği görülüyor. Daha önce bu konuyu işleyen birkaç çizgi filme tesadüf etmiştim. Ülkemizde bu konuyla ilgili herhangi bir yayına rastlamadım. Günümüz çocuğu (ülkemiz için söylemek gerekirse) yalnızlık karşısında nasıl tepki verir? Nelerden korkar ve hangi kahramanları örnek alır? Bu konudaki tespit, çalışma veya duyumları da paylaşırsak yeni eserlerde bu konulara ağırlık verebilir hatta belki felsefi açıdan değerlendirmesini yapabiliriz.
    Selamlar

    Reply
  2. Zafer Özdemir 5 ay ago

    Yalnızlık başta olmak üzere yetişkinlerin dünyasına ait birçok konu ve kavram çocuk edebiyat eserlerinde daha fazla karşımıza çıkacak gibi. Bakalım öyle mi olacak, okuyup göreceğiz. Gördüklerimizi paylaşarak dikkatimizi zinde tutmak temennisiyle ilginiz için teşekkür ediyorum.

    Reply

Yorumunu Bizimle Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.