edebiyat eleştiri felsefe tabiat

KÜÇÜK PRENS NE ARIYOR?

By

Küçük Prens adlı eserde, “çocuk” ile “yetişkin” arasında ortaya çıkan çatışmanın özünde ‘hakikat arayışı’ bulunmaktadır. Küçük Prens ve pilot sadece iki hikâye kahramanı değil, bu arayışın mecazi temsilleridir.

Dr. Zafer Özdemir

 

Sanat eseri, gerçeği yansıtır. Bu gerçek, okurun sokakta, çarşı pazarda gördüğü değil, sanatçının, edibin gördüğü gerçektir. Sanatçı gördüğü gerçeği, çoğu zaman, okurun gördüğü gerçeğe benzeterek, eseri ile okur arasında bir bağ kurar. Okur, sanatçının sarkıttığı bu bağı, ipi tutarak sürüklendiği oyuna katılır. Okumak, okur ile yazar arasında oynanan bir oyuna dönüşür. “Oyun” edebiyat, estetik teorisinin çok bilindik benzetmelerinden biridir. Küçük Prens[1] adlı eser, oyun metaforu ile açıklanacak birçok yön taşımaktadır.

Sanat eserinde gerçek olarak ifade ettiğimiz durum, her zaman kolayca algılanabilen cinsten olmaz. Bu gerçek, bazen “hakikat” dediğimiz soyut ve felsefi bir kavramı da karşılayabilir. Hakikat, edebiyat eserinde birtakım temsiller, benzetmeler yoluyla var olabilir. Exupery, Küçük Prens’te gerçeği elindeki yazarlık makası ile kırparak yeniden sunmuş, hakikati mecazi bir yolla aranan bir gerçek olarak konu edinmiştir.

Küçük Prens adlı eserde hakikat arayışı motifi, “çocuk” ile “yetişkin” arasında ortaya çıkan çatışma üzerinden gelişmektedir. Çocuk ve yetişkinler hikâyede ana kahramanlardır. Bununla birlikte çocuk ve yetişkin, hakikat arayışını temsil eden mecazlardır.

Küçük Prens, uçağı bozularak çöle iniş yapmak zorunda kalan pilot (anlatıcı-yazar) ile gizemli yanları bulunan bir çocuk (Küçük Prens) arasındaki ilişki ve bu çocuğun hayat serüveni üzerine kurulmuştur. Küçük Prens, yaşadığı gezegeninden ayrılarak başka gezegenleri keşfe çıkan ve yeni arkadaşlar edinmek isterken yolu Dünya’ya düşen bir çocuktur. O, Dünya’ya gelmeden önce altı farklı gezegene uğramış ve Dünya’ya gelince pilotla karşılaşmıştır.

Eserde çocuk-yetişkin karşıtlığı, Küçük Prens ve pilot ile özellikle çocuğun gezegenlerde karşılaştığı diğer kahramanlar arasında kurulmaktadır. Kral, kibirli, ayyaş, iş adamı, fenerci, yaşlı coğrafyacı ve pilot karakterleri “yetişkin” kahramanlardır. Bir bütünün parçaları gibi aslında aynı gerçeği yansıttığını düşündüğümüz bu kahramanlar şu ortak mesajları vermektedir: “yetişkin”ler gerçeğe kör, sağır, ilgisiz kişilerdir. Bencillik ve kibir içinde yalnız, mutsuz ve acı çekerek yaşamaktadırlar. “Çocuk” ise “arayan, soran, dinleyen, seven, üzülen, hareketli, şaşırtıcı, basit, gizemli, masum, imgesel-hayali ve yüreği ile gören” niteliklerini yansıtmaktadır. Çocuk-yetişkin karşıtlığında çocuğun bir de davranışsal ve zihinsel alışkanlıkları “çözücü” işlevi bulunmaktadır.

Dolayısıyla bu değer ve niteliklerle tanımlanan “çocuk” ve “yetişkin” kavramlarının, aslında “hakikat”i arayan ve “hakikat”ten uzak kişileri anlatmak için geliştirilen mecazlar oldukları söylenebilir.

 

Küçük Prens’te Karşıtlıklar ve Mecaz Tablosu:

Küçük Prens Kral, kibirli, ayyaş, iş adamı, fenerci, yaşlı coğrafyacı, pilot
“arayan, soran, dinleyen, seven, üzülen, hareketli, şaşırtıcı, basit, gizemli, masum, imgesel-hayali ve yüreği ile gören” gerçeğe kör, sağır, ilgisiz
“hakikat”i arayan “hakikat”ten uzak

 

 

Eserde verilen diğer mesajlar da bu karşıtlık üzerinden hakikat arayışını yansıtmaktadır. Eser zaman ve mekân algısını kavramsal olarak sorgulamaktadır. Dünya hariç diğer gezegenler ancak bir insanın üzerinde yaşayabileceği kadardır. Zamanın hızı ve algılanması da buna bağlı olarak değişmektedir. Kral, kibirli, ayyaş, iş adamı, fenerci, yaşlı coğrafyacı bu fiziksel ve felsefi olarak “küçük” mekânlarda “sığ” zamanlarda yaşamaktadırlar. Küçük Prens böyle bir gezegeni terk ederek felsefi olarak büyük mekânlara açılmış ve “derin” zamanlara dalmıştır. Küçük Prens’in hakikat arayışı “hicret” ederek başlamıştır. Pilot ise Dünya’da yani fiziksel olarak geniş bir mekânda yaşamakta ancak o da bir kaza sonucu kendini “küçük” bir mekânda bulmaktadır. Pilot, büyük dünyasından çocuğun/ hakikatin çölüne iniş yapmıştır. Hakikatle bilinçsizce tanışmıştır. Burada çocuğun evreni ile hakikat evreni örtüşmekte ve yetişkinler/hakikate kör olanlar bu evrene “bir milden daha uzak” bir mesafededir.

Fenerci dışında diğer gezegenlerde yaşayanların ortak özelliği “kendi dışında uğraşı olmayanlar” olmalarıdır. Bu kahramanlar kendi gerçekleri ile baş başa kalmış yalnız yaşayan kişilerdir. Bunların ilki bir “kral”dır. Kral, gezegeninde hükmünü geçirecek kimseye sahip değildir. Kral olmak, ona tabi olacak başka birilerine dolayısıyla başkalarına muhtaç olmak demektir. Küçük Prens’in gördüğü ve kralın yaşadığı hakikat budur. Kral bu acziyet içinde yine de şu hikmeti görebilmiştir: “Kendi kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan kat kat zordur. Eğer kendi kendini yargılamayı başarabiliyorsan o zaman gerçek bir bilgesin demektir” (Exupery: 47). Kitapta kralın yaşadığı bir başka çelişki iş adamı tarafından şöyle ifade edilir: “Krallar sahip olamazlar, hükmederler” (Exupery: 55).

Kibirli, herkesi kendine hayran sanmakta; ayyaş, ayyaşlığını unutmak için içmekte; iş adamı, mülk edinmenin saymakla, yeniden yeniden saymakla mümkün olduğunu sanmaktadır. Gerçekte korkutucu, acılı ve sert görünüşlü bu insanların mizahi hâlleri, hakikatin görülmesi için yazar tarafından mercek altına alınmıştır.

Fenerci bu kahramanlardan kendisi dışında bir uğraşı olması açısından ayrılmaktadır. Ancak o da küçük gezegeninde her dakikada bir günün batıp doğması yüzünden feneri açıp kapama eylemine mahkûmdur. Yaşlı coğrafyacı ise geçici olan ile kalıcı olanın ne olduğu üzerine düşündürmektedir. Kurşun kalem ile mürekkepli kalem arasındaki ilişkinin geçici olan ile kalıcı olan arasındaki ilişkiye benzediğinin dile getirildiği hakikat arayışıyla ilişkili bu diyaloglardan sonra Küçük Prens’in yolu Dünya’ya düşer.

Küçük Prens, Dünya’da pilotla karşılaşır. Pilot, aslında yetişkinliğin, hakikate kör olanların baskısı altında kalmış, çocukluğu içinde bastırılmış biridir. Nitekim büyüklerin her zaman açıklamalara ihtiyaç duyduğu, niceliksel bilgiye önem verdiği, hiçbir şeyi kanonik bir dizge olmadan anlayamadıkları gibi tespitleri yapan pilottur.

Yetişkinlerin/hakikate uzak olanların; tek tipliliğini fili yutan boa yılanı resminin “bu bir şapka” şeklinde algılandığını söyleyerek yansıtan da pilottur. Yine yetişkinlerin/hakikate uzak olanların; çerçeveli-sınırlı-sembolik bir bakış açısına sahip olduğunu; Türk gökbilimcinin buluşunun, onun kıyafetine bakılarak inandırıcı bulunmayışı ve bu algıyı değiştirmek için benzer bir yaklaşım ile “otoriter bir Türk lideri”nin (Atatürk) “halkını Avrupalılar gibi giyinmeye mecbur etmesi” üzerinden anlatan da pilottur. Eser, Türkiye’de yaşanan sembolik batılılaşma üzerinden hakikate yabancılaşmayı anlatan karakterleri yansıtması açısından da dikkat çekmektedir.

Küçük Prens’in Dünya’da karşılaştığı bir başka karakter tilkidir. Onunla ilişkisi Küçük Prens’e hakikat yolunda önemli bilgiler öğretir. Evcilleştirmenin bir bağ kurmak olduğu, bunlardan biridir. Evcilleştirmenin sadece yabani hayvanlarla insanlar arasındaki bir ilişki olmadığı nesne ve varlıklarla da insanın benzer bir ilişki kurduğu bu bölümde anlatılır. Neticede modernitenin de sorgulandığı şu satırlara yer verilir: “ ‘Sadece evcilleştirdiğimiz şeyleri gerçekten biliriz’, dedi tilki. ‘İnsanların yeni bir şey bilmeye, tanımaya zamanları yok artık. Her şeyi dükkânlardan hazır alıyorlar. Arkadaş satan dükkân diye bir şey olmadığından insanlar artık arkadaşsız kalıyor. Eğer bir arkadaş istiyorsan beni evcilleştir.” (Exupery: 80).

Bu cümlelerin devamında Küçük Prens’in tilki ile münasebeti hakikatin nasıl bilineceği konusunda bir usul öğretir: “Gerçeğin özü gözle görülmez, yürekle bakmak gerekir” (Exupery: 84). Böylece tilki eserin hakikat arayışı üzerine kurgulandığını gösteren en önemli cümlelerden birini de kurmuş olur. Göz-gönül karşıtlığı, yetişkin-çocuk karşıtlığına paraleldir. Göz ile yetişkin ve gönül ile çocuk arasında bir koşutluk vardır. Hakikat bilgisine gönül ya da çocuğun imkânları yardımıyla ulaşılabilecektir. Çocuk ve gönül’e hikâyede eşlik eden hüzün de hakikat arayışının bir parçası gibidir.

Exupery, Küçük Prens’in hakikat arayışını genelde somutlaştırmalardan yararlanarak aktarıyor. Soyut diyaloglara, anlatımlara çok daha az başvuruyor. Somutlaştırmaları da imgesel bir dil üzerinden kurarak çağrışımlara açık hâle getiriyor.

Küçük Prens, hakikat arayışına ayna tutan hem yetişkin hem de bir çocuk kitabı. Bu kitabı okuyan herkes aynı hüznü duyuyor olmalı. Hakikatin çölünde Küçük Prens’ten ayrılmak kolay mı!

[1] Antoine de Saint-Exupery, Küçük Prens, Salıncak Yayınları, 2015.

You may also like

Yorumunu Bizimle Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.