eleştiri

“Küçük Kara Balık” Yalnızlığı

By

Dr. Zafer Özdemir

Küçük Kara Balık adlı eser, okurlarını bir yandan felsefi-politik anlam arayışına özendirici bir tutum içindeyken öte yandan bu amacı ile çelişen mesajlar da vermektedir. Nasıl mı?

Zihniyet kavramı, ideoloji kavramından daha geniş eylem-davranış pratikleri için kullanılmakta ve siyasetin dolaylı etkilerini de görme konusunda yardımcı olmaktadır. Edebiyat eserlerinin zihniyetler açısından eleştirisi yazarın, kahramanların ve tarihsel gelişmelerin anlaşılmasında anahtar rol üstlenmektedir. Bu yaklaşımla, politik edebiyat açısından değerlendirilen Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık adlı eserini zihniyet eleştiri yöntemiyle yeniden sorgulamak mümkün görünmektedir.

Behrengi’nin eseri “çift kutuplu” dünyada, siyasal gelişmelerin hayatın çok geniş bir alanını belirlediği bir dönemde yazılmıştır. Eserin konusu, mesajları kitabın İran’da ve 12 Eylül sonrası Türkiye’de bir dönem yasaklanmasına gerekçe gösterilmiştir. Eser, günümüz çocuk edebiyatının başyapıtları arasında değerlendirilmekte ve elbette değişen dünya şartları içinde yazıldığı dönemden daha farklı algılanmaktadır.

Küçük Kara Balık adlı eserin yazıldığı dönem; siyasal görüşlerin, hareketlerin hayatın çok önemli bir kısmına doğrudan etki ettiği bir zaman dilimidir. İnsan, birçok yönü ikinci plana itilmiş ve politik bir nesne olarak algılanmaktadır. Şüphesiz, Küçük Kara Balık, kaba politik eserler gibi bir propaganda metni değildir. Politik olarak algılanabilecek mesajlarını dolaylı ve estetik bir tutum içinde sunmaktadır. Bu da eserin kıymetini artırmaktadır. Ancak yine de zihniyet dünyasında politik etkiler bulunmaktadır.

Eseri değerlendireceğimiz günümüz zihniyet dünyasına ilişkin tespitleri paylaşmadan önce eseri bir kere daha hatırlamakta yarar var.

Kitap, felsefi/politik bir anlam arayışı içine giren Küçük Kara Balık’ın yaşadığı dereden denize kadar olan yolculuğunu ve bu yolculuk sırasında başından geçenleri anlatmaktadır. Küçük Kara Balık yaşadığı hayattan, toplumsal düzenden başka bir hayat ve düzenin mümkün olduğu konusunda ısrarcı ve kararlı bir tavırla karşısına çıkan engelleri aşmaya çalışmaktadır.

Küçük Kara Balık nehrin ucunu bulma isteğini açıkladığında karşısına çıkan ilk engel ebeveyni (anne) olur. Anne karakteri, çocuğun taleplerini yeterince dinlemeyen, küçümseyici, değersizleştirici, sınırlı bilgisiyle hareket eden, özgüven-özsaygı zedeleyici yaklaşımlar içinde olan, bununla birlikte çocuğuna sevgi ve koruma arzusu ile yaklaşan bir portreyi yansıtır.

Küçük Kara Balık’ın anlam arayışı, toplumsal çoğunluk tarafından yeterince dinlenmez, anlaşılmaz, yadırganır, hatta tehditle karşılanır. Bu yönde birçok engel kişi (iri balık, yaşlı balık vd.) Küçük Kara Balık’ın karşısına çıkarılır dolayısıyla okuyucunun dikkatine sunulur. Eserde Küçük Kara Balık’ın en önemli destekçisi Kertenkele’dir. Bilge kişi konumundaki Kertenkele, Küçük Kara Balık’a gelecek tehlikelere karşı kullanabileceği bir hançer verir.  Küçük Kara Balık, bu hançeri balıkçıla karşı kullanır. Bu hançer imgesinin çocukları; eserin yazıldığı dönemde siyasal rejime muhalif insanları bir silahlı mücadeleye yönlendirdiği şeklinde anlaşılabileceğini akla getirmektedir. Ancak bunun çocuk dünyası açısından gerçekçi bir yanı bulunduğu söylenemez; çocuklar siyasal bir mücadele ve bunun yöntemleri konusunda düşünmekten uzaktırlar. Elbette şiddet ve çocuk ilişkisi bakımından konu değerlendirmeye açıktır. Eserin pedagojik açıdan değerlendirilecek çok yönü bulunmaktadır. Ancak özellikle eserin, rol model kahraman olan Küçük Kara Balık’ın, eser sonunda balıkçıl tarafından öldürülmüş olabileceği ihtimali ile bitirilmesi sorunlu görünmektedir. Eserin, yayınevlerinin tavsiyesi (+7 yaş) bir yana 12 yaş ve üzeri okurlar için hem konusu hem pedagojik konuları açısından daha uygun olduğu söylenebilir.

Kitapta anlam arayışı içinde olan, kendine güvenen, sorunları aşma konusunda sabırlı ve ısrarcı, muhakeme yeteneği gelişmiş, nazik, kişilik sahibi bir birey ana kahraman olarak (Küçük Kara Balık) seçilmiştir. Akıcı bir dile ve ritmik bir anlatıma sahip eserin çocuklar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için yetişkin bir refakatçi ile okunmasını önerebiliriz.

Küçük Kara Balık, özgürlük, özgünlük, cesaret, dürüstlük, fedakârlık gibi çok önemli insani değerlere vurgu yapmaktadır. Bunlar eserin önemini korumasını sağlayacak başlıklardır.

Behrengi’nin eseri sorunları çözmekten ziyade tasvir etmeye yöneliktir. Edebî eserde tasvir, bir çeşit özetleme ve aslında esaslı bir yorumdur. Behrengi, tasvir ettiği konuları seçerken, bunları sunarken şüphesiz bir yorum içindedir. Bunlar bir zihniyet dünyasını da yansıtmaktadır.

Bu zihniyet dünyasını, bazı açılardan eleştirmek mümkün görünmektedir. Bugün bireyselliğin toplumsal taleplerin önünde olduğu, siyasal yapının gündelik hayat içinde çok daha dolaylı ve sofistike bir biçimde yer aldığı bir dünyada yaşamaktayız. Hayatın popüler kültür, eğlence, eğitim, medya ve teknoloji gibi yönleri en az siyaset kadar belirleyicidir. Bu durum, Küçük Kara Balık’ın arayışını değişen çocuk dünyası değerleri açısından değerlendirmeye olanak sağlamaktadır.

Günümüzde Küçük Kara Balık’ın talebinin açıklığı ve netliği hatta karşısına çıkan engellerin geçerliliğini koruduğu söylenebilir. Ancak Küçük Kara Balık’ın olayları ve toplumu değerlendirmede günümüze göre daha az esnek olduğunu belirleyebilmekteyiz.

Buna göre Küçük Kara Balık’ın anlam arayışını farklı bir mekânda sürdürme zorunluluğunu değerlendirmek gerekmektedir. Eserin yazıldığı dönemde belki siyasal baskıların gündelik hayat pratiklerini bile kısıtlayan bir yönü bulunmaktadır. Ancak günümüz gerçekleri anlam arayışının aynı fiziksel sınırlar içinde de sürdürülebileceğini göstermesi bakımından bu konu öncelikle değerlendirmeyi hak etmektedir.

Eserde, anlam arayışının birincil sosyal çevre içinde veya asli vatan içinde sürdürülebileceği seçeneği açık tutulsaydı günümüz çocuklarına daha çok hitap etmiş olurdu. Anlam arayışı, bugün “küçülen” dünyamızda, fiziksel mekânın dolayısıyla sosyal şartların değişmesi zorunluluğu olmadan sürdürülmesi gereken bir çaba. Eserdeyse yolculuk motifinin baskın karakteri anlam arayışının fiziksel yönlerine yapılan vurguyu artırmaktadır.

Üzerinde durulması gereken diğer temel konu, Küçük Kara Balık’ın yalnızlığı sorunsalıdır. Küçük Kara Balık adlı eser bir yandan felsefi anlam arayışına özendirici bir tutum içindeyken öte yandan ana kahramanı yalnız bırakarak, çocuklara eserin alt metninde ana tutumuyla çelişen bir mesaj vermektedir. Bu tam da bizim zihniyet sorunundan kaynaklandığını söylediğimiz noktadır aslında. Küçük Kara Balık arayışı açısından kaba bir politik düşüncenin peşinde değildir, onun arayışı felsefidir. Ancak tavırları siyasal karakterlidir. Küçük Kara Balık’ın muhatap olduğu muhaliflerinin hatta kendisini sevenlerin “gerçekliğini” anlamaya, empati kurmaya yönelik çabasının yetersiz olduğunu söyleyebiliriz. Diğer balıkların bulundukları şartların biricikliğine ilişkin bir bakış açısı bulmak zordur. Belki inançları, belki birtakım alışkanlıkları belki birtakım faydacı tutumları yüzünden balıklar/diğer hayvanlar Küçük Kara Balık’a karşı çıkmakta, onunla birlikte hareket edememektedir. Bunların bilinmesi toplumsal resmin yakından görülmesine yardım edecektir. Yine, insanların önemli bir kısmının felsefi ya da politik olarak bir arayış içinde bulunmadıkları gerçeğine ilişkin bakış açısının izleri belirsizdir. Ona karşı çıkanların bazılarını kendi mantıksal açıklamaları ile bazılarını muhatabının bilgisizliği ile değerlendiren Küçük Kara Balık, tarihsel bir realiteyi tekrar ifade edecek olursak “insanların önemli bir kısmının felsefi ya da politik olarak bir arayış içinde bulunmadıkları” gerçeği görememektedir. Ayrıca toplumsal değişim ile bireysel değişimin hızını eşitleyen bir yaklaşım da bu bakış açısının içinde yer edinmektedir ki bu toplumu açıklamada yanlış bir perspektif sunmaktadır. Bir diğer konu Küçük Kara Balık’ın arayışının bir ölüm kalım meselesine dönüşmesi ve eserin sonunda muhtemel seçeneklerden en güçlüsünün “ölüm” şeklinde karşımıza çıkmasıdır. Felsefi-siyasal arayış ontolojik yani bir varlık yokluk meselesidir. Bununla birlikte bu gerilim insana yaşama hazzı veren, hayatı anlamlandırdığı için iç huzuru veren de bir durumdur. Yazar sanki olumsuz sonuca, negatif yönlere odaklanarak doğru, iyi ve güzel gündelik hayat pratikleri üreten arayışı farkında olmadan yanlış yorumlamaktadır. Oysa Küçük Kara Balık, herkese karşı gayet nazik, kişiliği, özsaygısı gelişmiş, çevresiyle uyumlu olma niteliklerini taşıyan olumlu bir figürdür.

Zihniyet eleştirisi yöntemiyle, Küçük Kara Balık’ı gözden geçirince eserin hem bazı açılardan yeniden yorumlanması gerektiğini tespit etmek hem de tarihsel bir karşılaştırma yapmak mümkündür. Edebiyat eserlerinin değerlendirilmesinde, onların yazıldığı dönemin izlerini, içinde bulunduğu şartları belirlemek önemli bir yöntem olarak kabul edilmektedir.

Behrengi’nin eserinde bir düşünceyi savunurken, onun karşıtı sayılabilecek bir yaklaşımı da oluşturduğunu söyleyebiliriz. Edebî eserlerin, yazarın zihnindeki amacına uymayan sonuçlar doğurabileceğini dolayısıyla bağımsız karakterde olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.

Özdemir, Zafer, (2019), “Küçük Kara Balık Yalnızlığı”, ÇETO Dergisi, S. 7, s.124-126.

You may also like

Yorumunu Bizimle Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.