eleştiri

“Biraz Zaman Lazım” mı Bay Fusi?

By

Dr. Zafer Özdemir[1]

“Çalınmış zamanı insanlara geri getiren çocuğun tuhaf öyküsü” şeklinde bir niteleme ile başlayan Momo[2] adlı eserde; kadim kalıntılar üzerine kurulu bir şehirde, dayanışma ve paylaşıma dayalı bir toplum hayatı, Duman Adamlar denilen garip varlıkların gelmesi ile değişir. Bireyselleşme ve bencillik artarken, insanlar mutluluklarını, hayallerini ve dostluklarını da kaybeder.

Momo’da, modern dünyanın bunalımını, bir çocuk kahramana başrol vererek anlatan Michael Ende, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yayımladığı birçok eseri özellikle Bitmeyecek Öykü ile adından söz ettirmiştir. Her iki eserde de fantastik ögelerden yararlanan Ende’nin Ayna İçinde Ayna, Büyü Okulu, Çıplak Gergedan ve Pimpirik ile Sümsük gibi daha birçok eseri bulunmaktadır.

Momo adlı eserinde, eski şehir kalıntıları arasında yaşamını sürdüren ve nereden geldiği bilinmeyen bir kız çocuğu âdeta şehrin sosyal yapısını oluşturan tuğlaların arasını doldurur, birbirine bağlar. Momo, kısa sürede bazı özellikleri ile yaşadığı küçük şehirde insanların yanına uğramadan edemediği biri hâline gelir. Öyle ki “Git bir Momo’ya uğra” şeklinde bir tekerleme bile ortaya çıkar.

Bu küçük kızı, bilge bir şahsiyetin çekim gücüne kavuşturan en önemli özelliği insanları dinlemeyi bilmesidir. Momo insanları dinleyerek, onların hayatlarına ayna tutar, böylece onların dostluğunu kazanır. Bunların başında da çocuklar ile Çöpçü Beppo ve Turist Rehberi Gigi gelmektedir. Ancak bir süre sonra şehirde öyle gelişmeler olur ki her şey eskisi gibi gitmemeye başlar, herkesin yaşamı değişir ve Momo bile bu dostlarını bir süre için olsun kaybeder.

Şehirde yaşananlar aslında modernite ile ortaya çıkan sosyal sorunlardır. Bu sorunların başında zaman tasarrufu gelmektedir. İnsanlar modern yaşam tercihleri ile birlikte zamanlarını daha hesaplı bir şekilde kullanırken kadim alışkanlıklarını terk etmeye başlamış ve Momo’nun yaşadığı şehirde olduğu gibi bunun doğal sonucu olarak önce felsefi açıdan kendilerinden ve dolayısıyla birbirlerinden uzaklaşmışlardır.

Momo, zaman olgusu üzerine yazılmış temel eserlerden biridir. Modern dünyada zamanın insanlar tarafından algılanış biçimi ve sosyal sistem içinde kurgulanacak bir metaya dönüştürülme uğraşı kitabın konusudur. Zaman olgusunu kontrol etmek isteyen ve insanların zamanını çalarak kendi varlıklarını sürdüren Duman Adamlar, Momo ve çocuklar dışında herkesin hayatını derinden etkiler. Eserde en dikkat çekici örneklerden biri Bay Fusi Olayı’dır.

 

BAY FUSİ OLAYI

Orta halli küçük bir berber dükkânı işleten Bay Fusi’nin “biraz zaman lazım” serzenişi ile başlayan ve sonu bütün şehirde benzer şekilde yaşanan değişim süreci bir Duman Adam’ın onu ziyareti ile başlar. Bu ziyaret Bay Fusi’nin hayatını değiştirmesi karşılığında yapılan bir teklif içermektedir. Ancak bu teklifin kabul edilmesi için önce Bay Fusi’nin bazı şeyleri kabullenmesi gerekir.

Bunların ilki Bay Fusi’nin zamanını boşa harcadığına inanmasıdır. Makas şakırtıları arasında müşterileriyle yaptığı gevezeliklerin onun hayatını anlamsız hâle getirdiğini kabullenmesi gerekir. Fusi de aslında bazı şeylerden şikâyetçidir: “Kimim ben? Küçük bir berber. Ola ola bunu oldum. Doğru dürüst bir yaşamım olsaydı, bambaşka bir insan olurdum” (67) demektedir.

Duman Adamların, bu şikâyetler karşısında Bay Fusi’ye teklifi Zaman Tasarruf Şirketi’nde bir tasarruf hesabı açtırmasıdır. Böylece Bay Fusi, hayatının geri kalan kısmında, her gün yaptığı bazı işleri yapmayı bırakarak daha çok zamana sahip olacaktır.

Duman Adamlar bunun için Bay Fusi’ye bir bilanço çıkarırlar. Bu bilanço onun geçen kırk iki yıllık yaşamını nasıl harcadığını göstermektedir. Uyuma zamanı, çalışma zamanı, yeme içme zamanı, annesiyle geçirdiği zamanı, muhabbet kuşuyla geçirdiği zamanı, sinema ve şan dersi zamanı vs. tek tek hesaplanır, âdeta bir cetvel yardımıyla ölçülür ve Bay Fusi’nin önüne konur. Bu tablo 42 yıllık sahip olduğu zaman ile harcadığı zamanı karşılaştırmaktadır. Hesap denk gözükmektedir. Duman Adam içinse bunlar boşa harcanmış zaman demektir. Neticede bu boş ve yararsız işleri bırakıp ortaya çıkan zamanı beş yıl boyunca tasarruf ederse Bay Fusi, tasarruf ettiği kadar da faiz kazanacaktır. Bay Fusi’nin yapması gereken sadece gereksiz şeyleri bırakmak ve daha hızlı çalışmaktır. Bay Fusi, Duman Adam ile karşılıklı güvene dayanan bu anlaşmayı yapar; verdiği karara da kendi fikri gibi sarılır (78).

Bunun üzerine Bay Fusi müşterilerine, tıraşı hızlı bitirmek için asık suratlı bir şekilde onlarla hiç konuşmadan muamelede bulunarak yarım saatlik işi yirmi dakikaya indirir. Ömür boyu tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda olan, her gün çiçek götürdüğü ve yanında yarım saat geçirdiği Bayan Daria’ya bir mektup yazarak onu ancak ayda bir ziyaret edebileceğini söyler. Annesine bakmayı sürdürmek yerine onu bir huzur evine yerleştirir. Bay Fusi bunun gibi daha birçok şeyi yaparak Duman Adam ile yaptığı sözleşmeye riayet etmeye böylece de zaman tasarrufunda bulunmaya çalışır. Sonunda Bay Fusi’nin ve aslında benzer süreçleri yaşayan bütün şehrin hayatı değişmeye başlar.

“Bay Fusi Olayı” tahlil edildiğinde, Ende’nin bu örnek ile bir modern dünya eleştirisinde bulunduğu görülecektir. Modern hayat en sıradan insanları bile (Bay Fusi gibi) mevcut kadim hayat tarzlarından şikâyetçi olmalarını istemektedir. Eskiden insanlar berber, marangoz veya çiftçi olarak bir ömür sürebiliyor bu meslek ve işletmelerini çocuklarına devredebiliyordu. Hayat bu devam fikri üzerine kuruluydu. Günümüzde “basit” bir işi uzun süre devam ettirecek hatta bunu bir sonraki nesle aktaracak birine rastlamak gerçekten güç. Bu yüzden insanlar meslek edinme, bu mesleğin gereklerini yerine getirme gibi “zahmetli” yönelimler yerine kısa yoldan zengin ya da ünlü olmalarını temin edecek tercihler yapıyorlar. Ende’nin Fusi Olayı ile ilk dikkat çekmek istediği şey sanırım bu.

İkincisi Bay Fusi’nin şikâyetlerinin Duman Adamlar tarafından yorumlanmasında gizli. Çünkü yorum, bir yönteme dayanır ve varoluşsal açıdan yöntem demek hayat tarzı ile eşdeğerdir. Bu açıdan onun şikâyetlerinin, modern bakış açısıyla yorumlanması, hayatın nitelik açısından değil nicelik açısından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu yorumlama biçimi insanın bütün ömür, kültür, sosyal sermayesinin ölçülebilir olduğu inancına dayanmaktadır. Duman Adam’ın çıkardığı hesap, insan hayatının saniye, dakika ve saat cinsinden ölçülerek gelir gider hanelerine kaydedilmesinden ibaret bir bilanço hesabıdır. Bay Fusi “Demek benim bütün yaşamımın bilançosu bu.” (74) şeklinde açıkça bunu ifade etmektedir.

Bu düşünceye göre, romanda insan, dünya hayatında kalan zamanı zenginlik ve harcanan zamanı kayıp olarak görmektedir. Bu yüzden Duman Adamların temsil ettiği modernite insanın “işini severek yapmasının gerekliliğini, karşılıksız sevgi ve merhamet göstermesini, annesine bakmasını, insanlara nezaketle davranmasını hatta sosyal ilişkiler kurmasını” karşıt değer olarak göstermektedir. Yine aynı zihin yapısı “modern” ve “gelişmiş olmak” gibi iki değere vurgu yapmakta; buna göre zaman tasarrufu yapan insan “gerçekten modern ve gelişmiş bir insan”  (77) olmaktadır.

Romanda, Duman Adamların teklifinde insanın “modern” ve “gelişmiş” olması olumlu bulunurken, yukarıda saydığımız birçok karşıt değer, üstelik tasarruf edilen zamanın nerede harcanacağı belli olmadan, olumsuz gösterilmekte, bir hayatın içinden sökülüp atılmaktadır.

Hayatın ölçülebilir olduğu düşüncesi Batı’da pozitivist düşünce ile ilişkilidir. Ende, Batı’da insan aklının her şeyin ölçütü olduğu felsefesine dayanılarak gelişen doğa bilimleri gibi sosyal hayatın yorumlanmasını romanında eleştirmektedir. Bay Fusi Olayı gibi modernitenin insan hayatını birey ve toplum olarak nasıl etkilediği konusunda kitapta birçok örnek bulunuyor.

Bay Fusi Olayı’nı günümüz açısından yorumlayacak olursak, Duman Adamların günümüz insanını ziyaret etmediği, ona da benzer tekliflerde bulunmadığı söylenebilir mi? Karşımıza çıkarılan bilanço ağır. Dünyaya korkularla geliyoruz. Eskiler, dedelerimiz hepsi hata yapmış; tarih hatalarla dolu neredeyse yaşamak bir hataya ortak olmak. Ama gelecek öyle değil, bambaşka. Zamanı bir ele geçirebilsek mutlu(!) olacağız. Bu yüzden, kendimizi gelecekte yararlı olacak diye bir sürü anlamsız ve sıkıcı iş yapmak zorunda hissediyoruz (242). “İnsan hep yeni şeyler alırsa canı sıkılmaz” (104) diyen Duman Adamlara hepimiz kandık. Sonuç; yaşamanın bedelini bırakın ödemeyi, adisyon fişini isteyecek cesareti yok insanların. Kıyafetlerinden konuşma biçimine günümüz insanının anonimleşen, özgünlüğünü kaybeden, tek tipleşen görüntüsünün Bay Fusi’ninkinden bir farkı var mı?

Momo’dan kendi hayatımız için çıkarılacak ancak cevap vermesi hayli zor sorular var. Eser 1970’li yıllarda yazılmış olmasına rağmen günümüz toplumu için de geçerli eleştiriler taşıyor. Kitabın çocuklara hitap eden bir ana pencereye sahip olması da yazarın çocuklara onları nelerin beklediğini haber verme isteği olarak yorumlanabilir.

Özdemir, Zafer (2019), “Biraz Zaman Lazım” mı Bay Fusi?”, Dil ve Edebiyat Dergisi, Mart, 2019, S. 123, s.71-73.

[1] zafer.zozdemir@gmail.com

[2] Michael Ende, Momo, Kabalcı Yay., 2004.

You may also like

Yorumunu Bizimle Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.